Fetvanâme sayfa 1 ŞERİÂT


ŞERİÂT

Şeriat nedir dendiğinde ön yargıların cereyan ettiği zor bir dönemden geçiyoruz. Kişiler kendi yaşam standartlarına göre şeriat sözcüğüne  bir anlam yüklüyor ve bu durum o kişilerde olduğu gibi çevrelerindeki insanlar üzerinde farklı algılamalara sebeb oluyor. teist gençlerimize baktığınızda şunu görürsünüz. Hiçbiri islam’a bakmıyor islamım diyen müslümanlara bakıyor ve islam’ın ne olduğuna kanaat getiriyor. Şeriât herkes için farklı bir anlam ifade eder gibi görünüyor gösteriliyor insanlara.

Oysa Şeriat nedir dediğiniz zaman cevabı bulmak için 360 derece kendi etrafınızda dönmeniz yeterli çünkü yaratıldığı için var olan herşey Şeriat, yaratılan hirbirşeyin kendi haline başıbuyruk olmaması şeriat kanunu, ulaşabildiğimiz her bilgi ise Allâh’ın bize gösterdiği ayetlerdir.

Şeriâtın tanımı üç satırlık bir cümle ile yapıldığında ve tekrar tekrar okuduğunda zihinsel bir resetlenmenin içinde buluruz kendimizi. Kaç yaşında olduğumuza bakarız sonrası bu yaşa gelene kadar bizi biz yapan bilgilerimiz değerlerimiz kişiliğimiz bir bütün olarak durur karşımızda. Kısaca kendini görür kendini analiz eder varlık aleminde ne olarak nerede durduğumuzu sorgularız. Kendimize bakarız. Sorarız sorgularız. Sorgulamak öyle tek başına yapılacak birşey değildir kolayda değildir vakit yetmez, yüzbinlerce bilimsel makale okumaya ve kanâte varmaya.

Varsayalım mevcut tüm bilgileri  ikibuçuk milyon gigabyte kapasitesi olan beynimize yüklemenin öğretmenin bir yolunu bulduk. Yirmibin tirilyon işlemci hızına sahip beynimiz ile bu bilgiler arasında süper hızlı bir etkileşim de kurabiliyoruz diyelim. Ortaya çıkan şey ne? Süper insan diyelim. Dünya nüfusunun 7 milyar olduğu söyleniyor 2100 lü yıllarda yine 7 milyar insan yaşadığını ve bu insanların süper insan olduğunu varsayalım.  Elimizde var 7 milyar süper insan.  Bu ne demek? süper hızlı beyin fırtınası demek diyelim. İyi hoş güzel de! birkaç şeyi atlamadık mı! Birincisi soran olmak süper insanda olsak sormak sorgulamak gereği duyacağız. İkincisi tirilyonlarca bilginin her bir tanesi bizi yine tekbir noktaya götürecek olması. Evet herşeyin tekbir noktada birleşiyor olması ne garip değilmi. Sormalarımız sorgulamalarımız bilimin bize gerçeğe götürmesi için değilmiydi? Evet bilim bizi gerçeğe götürdü mesela termodinamik yani ısı ve kınetix enerji arasındaki etkileşime termodinamik denge olarak ifade ederiz fakat etkileşim öncesi farklı şeylerdir. Dahada derine indiğimizde görürüzki miniminnacık atomlar arası etkileşim kendilerinden sayıyla ifade etmekte zorlandığımız büyüklükte farklı oluşumlara ve bu oluşumlar arası denge kurumlarına sebeb olmakta. Şimdi soru şu; Süper insan oldukta ne oldu varacağımız yer bir atom tanesi olmadımı!. Devasa düşünceler devasa hayaller devasa bilgiler meydana ve bir araya getirdiğimizi varsaydık ve bunların hepsi bir atom tanesine sığdı. Ne bekliyorduk yaratma vasfına ulaşmayımı (haşa) yada görmüyormuyduk ulaşmak istediğimiz noktanın bizi biz yapan özgür irademizi yok edeceğini. Hani adam çok zengindir fakat yanında çalışan işçi kadar mesut bahtiyar değildir! Bumudur yani ulaşmak istenilen nokta. Zengin olmak için okadar gözyaşı döküyorsun çaba harcıyorsun oluyorsun ve sonuç doyumsuzluk huzursuzluk içine hapsolunmuş avuntu bir yaşam. Yaşam dedimde yoksa ölümsüzlüğemi ulaşmaktı gaye? Hadi başa dönelim o devasa varsayımlarımıza süper insan olduğumuzu varsaydığımız yere. Her maddenin bir tükenilirliği bir aşınması yok olması gerçeğini görmezdenmi geleceğiz. Hadi görmezden gelelim evren içerisindeki hiçbirşey yok olmasın hep aynı kalsın. Sonuç? Anlamsızlık! Hislerin, bilgilerin ve güzel olan hiçbirşeyin anlamı yok artık çünkü artık herşey rutin!. Ölümsüzlük rutinlik dışında ne verecek sana? Ölümsüzlükten beklentin mutlu olmakmı? hani insanın ilk gereksinimi güvendir önce emniyete almak ister kendini ve kendinin olan herbirşeyi hissi ve maddevi olarak, bunumu istiyorsun? Yada isteklerimin bir önemi yok birşey istemiyorum sadece herşey daha iyi olsun istiyorum mu diyorsun?.

Tuhaf olan ne biliyormusun? Bunların hepsini sana veren ve daha fazlasını sana vermek isteyen biri var ama sen onunla dost olmak istemiyorsun.

Bilmem belkide insan olmaktan sıkıldın farklı birşey olmak istiyorsun ne bileyim bir ağaç bir dağ uzay boşluğunda bir astroid veya bir karınca belkide rüzgar olmak istiyorsun.

Tuhaf olan ne biliyormusun? Bunların da hepsini sana veren ve daha fazlasını sana vermek isteyen biri var ama sen onunla dost olmak istemiyorsun.

Yok artık abartmayalım diyebilirsin elbette ama abartılan birşey yok ortada. Çünkü Bugün karınca olmak isterken yarın bir taş parçası olmak isteyeceğini sende biliyorsun. İzlersen bir karıncayı gözlemledikçe karınca senin bir parçan olur hissiyatta ve sen olmuşsundur karıncadan bir parça. Ezersen o karıncayı bir taşla taşın senden farkı kalırda senin taştan farkın kalmaz.

Yoksa değer verilen olmak yada tam tersi değer verilen olmamakmıdır istediğin? Değer verilen olmaksa istediğin seni öz anne ve babandan kardeşlerinden ve diğer sevdiklerinden daha fazla seven biri var. Değer verilen olmamak istiyorsan da bu yalnızlık demektir yalnızlık ise incinmişliğin güvensizliğin kaçmak istemenin getirisidir kısa bir müddet sonra sıkıcı gelir çünkü sen nefs sin hissetmeyi istersin. İncinmişliğine seni hiç incitmeyen olarak güvensizliğine sana hatalarında bile güvenen olarak, kaçmak istediğinde sığınacağın olarak ve güvenmek hususunda sonsuz güven duyabileceğin biri var oysa.

O biri ALLÂH azze ve celle.

Şeriat sayfa 1 Sorgulayan

Fetvaname sayfa 2 Bing Bang


Leave a comment